Küçük yerlerde kapı kilitlemek diye bir adet yoktur. Herkes birbirini tanır, hırsızlık yapacak yabancıların uğradığı yoktur. Doğal olarak kapıyı kilitlemek de gereksizdir. Yavaş yavaş modern zamanların getirdiği yabancılaşmayla ve göçlerin artmasıyla, artık yazlık mekanlarda bile evden çıkarken kapı kilitlemek hatta yatarken evin içine kendimizi kilitlemek adet oldu.
Fakat bir grup insan hala kapı kilitlemeyi reddederek yaşıyor. Amerika’da yapılan bir ankette, Ney York gibi büyük şehirlerde bile kapı kilitleme alışkanlığı olmayan epey insan olduğu anlaşılmış. Bu tip insanların başlıca savunmaları, apartmanın güvenlik görevlisi ya da sürekli evin çevresinde olan kapıcılarının olması. Bunun dışında bir grup yaşadığı çevreye güveniyor ve hırsızlık olaylarına rastlanmadığını, kendisin de risk altında olmadığını iddia ediyor. İstanbul’da da benim bu tip savunmaları olan tanıdıklarım yok değil.
Kimilerine göre de çoğu kez evin güvenliği zaten yeterince iyi değil. Yani eve girmek isteyen pencereyi de kullanabilir diye düşünerek kapıyı da dert etmiyor.
Son bir grup ise genelde tek başına ve çok az eşyayla yaşayan bir kesim. Evde alınmaya değer eşyaları olmadığından, bununla uğraşıp zaman kaybedecek olan varsa, buyursun gelsin diyor. Öğrenciler bu grubun başını çekiyor.
Bir dönem ben de kapı kilitlemiyordum ancak sabahın köründe bir hırsız ziyaretiyle bu düzen bozuluverdi. Bir şekilde evden bir şey alamamışlardı, belki bir ses duydular ya da apartmana biri girdi. Ancak yine de insanı sinirlendiren ve hemen altlı üstlü kilit taktırmaya mecbur eden kötü bir his bu.


